Form gönderiliyor...

Sunucu bir hatayla karşılaştı.

Form alındı.

HABER BÜLTENİ ÜYELİĞİ 

Eklenme Tarihi : 09 Nisan 2017

Bu Yazıyı Paylaşın :

Evlatlık İlişkisinin Kaldırılması

 

YazarAv. Şule Alagöz ÇİTİLYönetici Ortaksule@citil.av.tr+90 212 909 19 52-102Evlatlık ilişkisi, evlat edinen ile evlat edinilen arasında mahkeme kararıyla soybağının kurulmasını sağlar. Mahkeme kararıyla kurulan bu soybağı yine mahkeme kararıyla ve ancak kanunda öngörülen sınırlı sebeplerin gerçekleşmesi halinde sonlandırılabilir. Ayrıca Medeni Kanunumuz geçerli bir şekilde kurulmuş olan evlatlık ilişkisinin kaldırılması imkanı tanımamıştır.

 

Evlatlık İlişkisinin Kaldırılma Sebepleri

1. Rızanın bulunmaması

MADDE 317.- Yasal sebep bulunmaksızın rıza alınmamışsa, rızası alınması gereken kişiler, küçüğün menfaati bunun sonucunda ağır biçimde zedelenmeyecekse, hâkimden evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilirler.

 

TMK 317’de evlatlık ilişkisinin kurulmasında kurucu bir yere sahip olan rıza unsurunun ihlali düzenlenmiştir. İlgililerin rızasında her zaman küçüğün menfaati ön planda tutulur. Rızanın aranmadığı haller de kanunda ayrıca düzenlenmiştir(TMK 311), bu hallerin dışında rızanın alınmaması iptal sebebi oluşturmaktadır.

 

Bu maddeye dayanarak iptal davası açılmasının mümkün olduğu haller:

• (MK 308/2) Ayırt etme gücüne sahip küçüğün rızasının alınmaması

• (MK 308/3) Vesayet dairelerinin izninin alınmaması

• (MK 309/1) Küçüğün ana ve babasının rızasının alınmaması

• (MK 313/1) Evlat edinenin altsoyunun rızasının alınmaması

• (MK 313/2) Evlat edinilenin eşinin rızasının alınmamış olması

• Veya bu kişilerin alınan rızalarının geçersiz olması (irade sakatlıkları)

• Ana babanın rızasının çocuğun doğumundan 6 hafta önce verilmesi

 

İlgili kişilerin rızasının verilmesindeki sadece şekle ilişkin eksiklikler evlat edinme ilişkisinin iptaline dayanak teşkil etmez.

 

 İptal davası sonucunda evlatlık ilişkisinin kaldırılması ancak küçüğün menfaatinin ağır bir biçimde zedelenmeyeceği hallerde mümkün olur. Bu şekilde kanun koyucu çocuğun menfaatini, rızası alınmayan kişilerin menfaatinden üstün tutmuştur. Kanun metninde küçüğün menfaati olarak belirtilmesine rağmen, ergin ve kısıtlıların evlat edinmesinde de aynı menfaat gözetilecektir.

 

 Dava kural olarak evlat edinen ile evlat edinilene karşı açılır. Evlat edinenin açtığı dava ise evlat edinene karşıdır.

 

 İptal kararı evlatlık ilişkisini geçmişe etkili olarak kurulduğu andan itibaren geçersiz hale getirir.

 

2. Diğer noksanlıklar

MADDE 318.- Evlât edinme esasa ilişkin diğer noksanlıklardan biriyle sakatsa, Cumhuriyet savcısı veya her ilgili evlâtlık ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilir.

Noksanlıklar bu arada ortadan kalkmış veya sadece usule ilişkin olup ilişkinin kaldırılması evlâtlığın menfaatini ağır biçimde zedeleyecek olursa, bu yola gidilemez.

 

Birinci fıkrada belirtilen evlatlık ilişkisinin esasına ilişkin noksanlıkları şöyle belirtebiliriz:

• Evlat edinen ile evlat edinilen arasında kanunun aradığı ölçüde bakma ve eğitme ilişkisinin bulunmaması (MK 305,313)

• Evlat edinme için asgari yaş şartının bulunmaması (MK 307, 306)

• Evlilik süresinin gerçekleşmemesi, birlikte evlat edinme kurallarına aykırılık(MK 306)

• Evlat edinen ile evlatlık arasında asgari yaş farkının bulunmaması (MK 308)

 

Bu sayılan haller evlatlık ilişkisinin kurulmasında kanunen belirtilmiş sınırlamalar ve unsurlardır. Kanun koyucu bunları belirlerken özellikle küçük açısından sağlıklı bir evlatlık ilişkisinin kurulmasını hedeflemiştir.

 

İkinci fıkrada belirtilen esasa etki etmeyen usule ilişkin noksanlıklar iptal davasına dayanak oluşturmaz. Esasa etki eden usule ilişkin noktalarda ise yine küçüğün menfaati üstün tutulacaktır ve küçüğün menfaatinin ağır biçimde zedelenmesi söz konusuysa iptal kararı verilmeyecektir. Ayrıca esasa ilişkin noksanlıklar da karar verilmeden önce giderilmişse iptal kararı verilmez.

 

MK 318e dayanarak Cumhuriyet Savcısının yanında evlatlık ilişkisinden menfaati zedelenen herkes iptal davası açabilir.

 

İptal Davasının Açılması

Yetkili ve görevli mahkeme evlatlık kararını veren mahkemedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda ve Türk Medeni Kanunu’nda evlatlık ilişkisinde görevli ve yetkili mahkeme belirtilmemekle birlikte Aile Mahkemeleri kurucu kanununda görevli mahkeme olarak tayin edilmiştir.

 

İptal davasını Cumhuriyet Savcısı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı İl Müdürlüğü veya evlatlık edinilenin öz ailesi açabilir. Evlat edinilenin açtığı iptal davasında evlat edinilen küçük veya kısıtlı olduğu takdirde mahkemece kendisine bir vasi atanacak ve dava böyle yürütülecektir.

 

İptal davası rızası alınmamış kişiler tarafından açılır. Ayrıca evlatlık ilişkisinin kurulmasına yönelik mahkeme kararına kanun yollarıyla başvurmak mümkünse öncelikle bu yollar tüketilir. Kanun yoluna başvurma imkanı bulunmuyorsa artık iptal davası açılabilir.

 

İptal davası ancak geçerli bir evlatlık ilişkisinin varlığı halinde açılır. Eğer evlatlık ilişkisi kurucu unsurlarının yokluğu sebebiyle yok hükmündeyse iptal davası açılmaz. Bu halde, her nasılsa yokluk hükmündeki bir evlatlık ilişkisi kurulmuş ve nüfus kayıtlarına geçirilmişse, nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası açılacaktır.

 

II. Hak düşürücü süre

MADDE 319.- Dava hakkı, evlâtlık ilişkisinin kaldırılması sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her hâlde evlât edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

 AYM kanun metnindeki ‘’… her halde evlat edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.’’ İfadesini 27.12.2012 tarih, 2012/35 E., 2012/203 K. Sayılı kararıyla iptal etmiştir. Bundan dolayı evlatlık ilişkisinin iptaline ilişkin hak düşürücü süre sadece 1 yıldır.

 

Bu 1 yıllık süre, iptal davasının açılmasını gerektiren sebebin öğrenildiği tarihten itibaren başlayacaktır.

 

Evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına ilişkin Yargıtay kararları;

 

• 2. Hukuk Dairesi 2008/248 E. , 2009/7129 K.

‘’Evlatlık ilişkisinin esasa ilişkin noksanlıklardan biriyle sakat olması, evlatlık ilişkisinin kaldırılması sebebidir ( TMK m. 318/1 ). Ancak, davanın evlatlık ilişkisinin kaldırılması sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her halde evlat edinme işleminin üzerinden beş yıl içinde açılması gerekir. Bu süre hak düşürücü süredir ( TMK m. 319 ) ve hakim tarafından re’sen gözetilir. Dava, 26.07.2006 tarihinde açılmıştır. Evlat edinme kararı, davacıların başvurusu üzerine verildiğine, davacılar esasa ilişkin noksanlığı bildiklerine göre, Türk Medeni Kanunu’nun 319/1. maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Davanın açıklanan sebeple reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.’’

 

• Hukuk Genel Kurulu 2012/2-302 E. , 2012/287 K.

‘’Hukuk Genel Kurulunda yapılan tartışmalar sonrasında; somut olayda, sokağa bırakılan ve kurumca koruyucu aile olarak davacılara verilen küçüğün davacılarla duygusal bağının oluştuğu; evlilik dışı ilişkisi sonucu küçüğü dünyaya getiren davalı annenin, küçüğün babasının kim olduğu yönünde herhangi bir açıklamada bulunmadığı; babanın kim olduğunun dosyaya yansımadığı ve davanın hiçbir safahatına da katılmadığı, davalı anne yönünden yapılan değerlendirmede de çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yerine getiremediğinin anlaşıldığı ve buna bağlı olarak da davalı annenin evlat edinmeye rızasının alınmasına gerek olmadığı, gerekçesiyle, direnme bu yönüyle oyçokluğuyla olmak üzere UYGUN BULUNMUŞTUR.’

 

• 2. Hukuk Dairesi 2012/2698 E. , 2012/22458 K.

‘’Mahkemenin talebiyle uzmanlarca düzenlenen sosyal inceleme raporunda; çocuğun gerçek annesini bildiği, annesiyle ilişkisinin koparılmasının küçük üzerinde olumsuz etki doğuracağı, kişisel ilişki kurulmasının gelişimine katkı SAĞLAYACAĞI BİLDİRİLMİŞTİR. Dosyada, küçüğün öz annesiyle kişisel ilişkisinin, onun yüksek yararına aykırı düşeceğine ilişkin ciddi sebep ve OLGU BULUNMAMAKTADIR. Davacı, çocuğunun davalılarca evlat edinildiğini, küçük de annesini bildiğine göre, davacı bakımından artık evlatlıkla ilgili kayıtların gizliliğinden de artık söz edilemez. O halde, isteğin kabulüyle davacı ile davalıların evlatlığı küçük arasında uygun sürelerle kişisel ilişki tesisi gerekirken, davanın reddi DOĞRU BULUNMAMIŞTIR.’

 

• 2. Hukuk Dairesi 2010/12638 E. , 2011/17216 K.

‘’Dava sonucu verilecek hüküm, evlatlığın HUKUKUNU ETKİLEYECEKTİR. Yasal temsilcisi olan evlat edinenlerle evlatlık arasında menfaat ÇATIŞMASI MEVCUTTUR. Türk Medeni Kanununun 426/2 nci maddesi uyarınca evlatlığı davada temsil etmek hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kayyım tayin ettirilmesi, kayyımın davaya iştirakinin sağlanması gösterdiği takdirde delillerinin toplanması ve ulaşılacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik hasım ve eksik incelemeyle hüküm kurulması DOĞRU BULUNMAMIŞTIR.’

 

• 2. Hukuk Dairesi 2007/13557 E. , 2008/13834 K.

‘’ Mahkemece, Türk Medeni Kanununun 305. ve 316 ncı maddesi gereğince kapsamlı bir araştırma yapılmadan, davacıların adı geçen çocukları dinlenmeden eksik incelemeyle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve YASAYA AYKIRIDIR.’

& Stj. Tuğçe PİRES

Bu Yazıyı Paylaşın :

Yazar

Av. Şule Alagöz ÇİTİL

Yönetici Ortak

& Stj. Tuğçe PİRES

+90 212 909 19 52-102

A: Büyükdere Cad.  Bentek Plaza No: 47 / 41-42-43-44  Şişli, İstanbul          P:           T: +90 212 909 19 52