Form gönderiliyor...

Sunucu bir hatayla karşılaştı.

Form alındı.

HABER BÜLTENİ ÜYELİĞİ 

Eklenme Tarihi : 03 Mayıs 2017

Bu Yazıyı Paylaşın :

İŞÇİNİN İMZALADIĞI İBRA SÖZLEŞMESİ

HANGİ HALDE GEÇERLİ OLUR?

 

YazarAv. Cansu ŞEKERCİAvukatcansu@citil.av.tr+90 212 909 19 52-103​İbra, en basit tanımıyla alacaklıyla borçlu arasındaki ilişkinin kısmen ya da tamamen sona erdiği; yani artık alacaklının borçludan ya tamamen ya da kısmen herhangi bir alacağı olmadığı anlamına gelir.

 

Genel anlamda geçerlilik koşullarına bağlanmamış ibra sözleşmelerinin iş hukukunda ayrıca bir önemi vardır. İş ilişkisi sona eren işçi, birtakım hak ve alacaklara sahip olmasına rağmen işverenin kurduğu baskıya yenik düşerek aslında kıdem, ihbar, fazla mesai gibi işçilik alacaklarının olmadığını iddia eden bir kağıda imza atabilir. Güç ve yönetim sahibi olan işveren karşısında işçinin korunmasını amaçlayan hukukumuz da işçiyle işveren arasındaki ibra sözleşmesinin geçerli kabul edilebilmesi için birtakım şartlar öngörmüştür. İşçinin baskı altında olmadığının ve haklarına gerçekten kavuştuğunun ispatlanabileceği hukuken geçerli bir ibra sözleşmesi, öncelikle işçiyi koruduğu gibi işçiye tüm hak ve alacaklarını sunan işvereni de bir anlamda güvence altına almaktadır.

 

Kanun, işçiyle işveren arasındaki ibra sözleşmesinin (ibraname) geçerlilik şartlarını belirlemiştir:

 

- Yazılı olması,

- İbra tarihi itibariyle sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş olması,

- İbra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi,

- Ödemenin hak tutarına nazaran eksiksiz ve banka aracılığıyla yapılması.

 

Bu özellikleri taşımayan ibranameler kesin olarak hükümsüzdür.

 

Yargıtay, ibra sözleşmelerinin incelenmesinde ve içeriğinde her somut olaya göre titizlikle değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek kararlarında çeşitli prensipler de ortaya koymuştur.

 

İbra sözleşmesi, varlığı tartışmasız olan bir borcun sona erdirilmesine dair bir yoldur, bu sebeple varlığı şüpheli ya da tartışmalı borçların ibra yoluyla sona ermesi mümkün değildir.

 

Örneğin ibra sözleşmesinde “fazla mesai alacağımı aldım, işvereni ibra ediyorum” gibi bir ifade geçip de yargılama esnasında işveren, işçinin fazla mesai yapmadığını savunursa aradaki çelişkiden dolayı ibra sözleşmesi fazla mesai ücreti açısından geçersiz kabul edilir ve mahkemece hakikatin tespiti gerekir.

 

Bir aylık bekleme süresi ise işçinin alacaklarının ifası için gerekli bir süre değildir. Bu alacaklar zaten muaccel olduğundan fesihten sonra ifa edilmesi gereklidir. Bekleme süresinin temel amacı, işçinin bu sözleşmeyi baskı altında, korkuyla ya da alacaklarına çabuk kavuşma çabasından dolayı irade sakatlığıyla imzalamadığının karinesidir.

 

Tarih içermeyen ibranameler ise içeriğinden bir aylık süre sonunda imzalandığı da anlaşılmıyorsa geçersiz kabul edilir.

 

İşçinin “kanuni haklarımı saklı tutuyorum” gibi bir çekince düşerek ibra sözleşmesini imzalaması, ibra iradesinin olmadığını gösterir. Bu durumda alacaklarının ifa edilip edilmediği ibra sözleşmesine dayanılarak tespit edilmeyip başkaca delillerle ortaya konmalıdır.

 

Miktar içeren ibra sözleşmeleri ise alacağın tamamen ödenmesi durumunda - diğer geçerlilik koşullarını da sağlıyorsa - ifa yoluyla sona erdiğini gösterir. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde ibra iradesini ortaya koymayıp yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir ki bu halde dahi ödemelerin banka aracılığıyla yapılması zorunludur.

 

Örneğin işçi, ibranamede miktar belirtmeden kıdem ve ihbar tazminatlarına, fazla mesaiye, ulusal bayram ve genel tatil ücretine, asgari geçim indirimine ilişkin tüm alacaklarını aldığından işvereni ibra ettiğini belirtmektedir. Burada hiçbir miktar yazmadığı için ibranamenin genel olarak geçersiz olduğu söylenebilir; ama eğer işçi yargılama sırasındaki savunmasında bayram ve tatil günleri çalışmadığını beyan ediyorsa artık ibranamenin geçersizliğinden bu alacak kalemlerine de hakkı olduğu anlamını çıkaramaz.

 

Başka bir örnek ise fazla mesai ücreti alacağı üzerinden verilebilir. Bilindiği üzere fazla mesai ücretini aldığına dair bir ibra sözleşmesi imzalamışsa da öncelikle bunun miktarı tartışmalı olacağından ibra iradesi geçerli olmayacaktır. Bunun için işveren, fazla mesai ücretine ilişkin yaptığı ödemeleri ispat etmelidir ki bunların banka yoluyla gerçekleşmesi gereklidir. Öte yandan bilirkişi marifetiyle işçinin hak ettiği fazla mesai ücreti tespit edilmeli ve ardından ödenen ücretle mahsup edilerek alacağının hakikatte var olup olmadığı belirlenmelidir.

 

Yargıtay, uygulamaya ilişkin tespitleriyle aslında her ibra sözleşmesinin işçinin hak edişleriyle ve tabi ki kanuni geçerlilik koşullarıyla birlikte değerlendirmesi gerektiğine işaret etmektedir. Mahkemece ibraname tümden geçersiz kabul edilebileceği gibi kısmen de geçersiz sayılabilir..

 

İşçilik alacaklarından doğan uyuşmazlıklarda ibra sözleşmelerinin önemi göz ardı edilemez, bu yüzden hakkaniyete uygun olarak geçerliliği ortaya konmalıdır. Bunun yanında ibra sözleşmesinin geçersiz oluşu, işçinin alacaklarının var olduğu anlamına gelmemekle birlikte tarafların sunacağı deliller ve mahkemece yapılan araştırmalar sonucunda bunun tespit edilmesi gereklidir.

Yazar

Av. Cansu ŞEKERCİ

Avukat

+90 212 909 19 52-103

Bu Yazıyı Paylaşın :

A: Büyükdere Cad.  Bentek Plaza No: 47 / 41-42-43-44  Şişli, İstanbul          P:           T: +90 212 909 19 52