Form gönderiliyor...

Sunucu bir hatayla karşılaştı.

Form alındı.

HABER BÜLTENİ ÜYELİĞİ 

Eklenme Tarihi : 24 Şubat  2017

Bu Yazıyı Paylaşın :

İSTİNAF (Bölge Adliye Mahkemeleri)

Hukuk Yargılaması Kapsamında Değerlendirilmesi

 

YazarAv. Ali ÇİTİLKurucu Ortakali@citil.av.tr+90 212 909 19 52-101İstinaf Nedir?

 

Dilimize Arapçadan girmiş olan istinafın kelime anlamı baştan başlamak, yeniden başlamaktır. Hukuki anlamında ise mahkemenin verdiği kararı beğenmeyerek, bozulması telebiyle bir üst mahkemeye götürmektir. Bölge Adliye Mahkemeleri, eski adıyla istinaf, 5235 sayılı kanun ile hukuk hayatımıza girmiştir. İlgili kanunun 7 Ekim 2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyetine 20 Temmuz 2016’da başlamıştır. İstinaf mahkemeleri faaliyetine başlayana kadar HMK’nın geçici maddesiyle temyiz hükümleri uygulanmaya devam etmiştir.

 

İstinafın Tarihçesi

 

İstinaf mahkemeleri Türk hukukuna ilk olarak 1879’da Tanzimat döneminde girmiştir ve Mehakimi Nizamiye Teşkilatı Kanunu ile düzenlenmiştir. 1924 yılında ise Mehakimi Şer’iyenin İlgasına ve Mehakim Teşkilatına Ahkamı Muaddil Kanun ile uygulanmasına son verilmiştir. Dönemin istinafının kaldırılma gerekçelerinde ise adaletin hızlı sağlanamaması ve mahkemelerden istenilen yararın alınmaması belirtilmiştir. Günümüzde ise istinaf tekrar yargı sistemimiz içerisine getirilmiş ve yine aynı fayda beklentisi sunulmuştur.

 

İstinaf Olağan Bir Kanun Yoludur.

 

İstinaf ilk derece mahkemelerinin nihai kararlarına karşı gidilen olağan bir kanun yoludur.

 

5235 sayılı kanunun gerekçesinde belirtildiği üzere kabul edilen istinaf dar anlamdadır. Dar anlamlı istinafta; ilk derece mahkemesinin yaptığı yargılama tamamen tekrarlanmaz, sadece istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, tarafların istinafta itiraz konusu edebilecekleri hususlar tekrar incelenir ve yeni bir karar verilir. İlk derece mahkemelerinin karar verirken yapmış oldukları tüm hukuka aykırılıklar, hükmün sonucunu etkilemesi ve başvuran tarafın aleyhine olması sebebiyle istinaf sebebidir.

 

İstinaf ile birlikte yargılama sistemimiz üç basamaklı bir hal almıştır:

 

1)İlk derece mahkemeleri

2)İkinci derece (İstinaf mahkemesi)

3)Üçüncü derece (Temyiz)

 

İstinaf, üst derece mahkemesi olarak temyiz ile ilk derece mahkemesi arasında bir süzgeç vazifesi görmektedir. Artık istinaf mahkemesinin faaliyete geçmesiyle ilk derece mahkemesinin kararları için temyize gidilemeyecektir. Hem üst derece mahkemesinin iş yükünü azaltmak hem de ilk derece mahkemesinin kararlarının denetimini arttırmak için faaliyetine başlamıştır. Fakat beklenen bu faydalarının yanında ağır işleyen yargı sürecinin daha da uzayacağına dair eleştirilere de maruz kalmaktadır.

 

İstinafa Hangi Kararlar İle Başvurabilir?

 

• 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. maddesinde sayılan ilk derece mahkemelerinin nihai kararları:

 

İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar

 

MADDE 341- (1) İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

(2) Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 24/11/2016- 6763/41 md.) Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.

(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda üç bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.

(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.

(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.

 

Burada çizilen parasal sınır her yıl değişmektedir.

 

Eğer alacağın bir kısmı dava edilmişse, istinaf sınırı olarak alacağın tamamı dikkate alınır. Alacağın tamamı dava edilmiş ve kısmi olarak kabul edilmişse, kabul edilmeyen kısım için istinafa gidilirken kanuni sınır dikkate alınır.

 

• İlk derece mahkemeleri arasında bulunan yetki ve görev uyuşmazlıkları

 

• Hakimin reddi kararı

 

• Çekişmesiz yargı kararları (HMK md 387)

 

• İcra İflas Kanunu md 363’te ise istinafa gidilemeyecek haller olarak sayılmıştır. Bu kararlar dışında kalan ve ait olduğu alacak, hak veya malın değer ya da miktarı 2.190 liradan fazla olması şartıyla istinafa başvurulabilir.

 

• Tüketici Hakem Heyetinin kararlarına karşı Tüketici Mahkemesine yapılan itirazlar kesindir, istinafa konu teşkil etmez.

 

Aynı şekilde 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki kanunun  uygulama yönetmeliği 15/12/2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2/7/2013 tarihli, 25/7/2014 ve 27/10/2016 tarihli yönetmeliklerle değişiklikler yapılmıştır.

 

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunun Uygulama Yönetmeliğine 27/10/2016 tarihli yönetmelik ile getirilen son değişikliklerin önemli başlıklarını şu şekilde sıralayabiliriz.

 

İstinafa Başvuru Süreci ve Etkisi

 

İstinafa başvuru süresi iki haftadır. Bu süre kararın veya işlemin taraflara tebliğ edilmesi anında başlar. Bu süre elde olmayan sebeplerle kaçırılırsa eski hale iade hükümlerinden yararlanılması şartları gerçekleştiği ölçüde mümkündür. Belirlenen iki haftalık süre hukuk yargılamaları için geçerli olan HMK’da belirtilen süredir. Ayrıca İcra İflas Kanunu’na göre İcra Mahkemesinin kararlarına karşı istinaf süresi tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 10 gün olarak belirlenmiştir. İş mahkemelerinde ise bu süre 8 gündür.

 

İstinafa başvurusunu süresi içerisinde yapamayan taraf, eğer ki karşı taraf istinaf yoluna başvurmuşsa bu başvurunun kendisine tebliğ edilmesinden itibaren iki haftalık süre içerisinde cevap dilekçesi ile katılma yolu ile istinafa başvurabilir. Eğer istinafa başvuran asıl taraf feragat eder veya istinaf başvurusu esastan reddedilirse katılma yolu ile istinafa dahil olan tarafın da talebi reddedilir. (HMK md 348/1)

 

İstinafa başvurulması ilk derece mahkemesinin verdiği kararın icrasını kural olarak etkilemez, sadece hükmün şekli anlamda kesinleşmesini engeller. Fakat kesinleşmeden icra edilemeyecek kararlar için istinaf bekletici bir durum oluşturur.

 

Bir üst derece mahkemesi olarak temyizde hukuki denetim yapılmaktadır, yani kararın hukuka uygun olup olmadığı denetlenir. Yargıtay kendisi inceleme yaparak yeni bir karar vermez. Fakat istinafta kanunda çizilen sınırlar çerçevesinde hem hukuki denetim hem de maddi denetim yapılmaktadır. İlk derece mahkemesinin hukuka uyguluğunun denetlenmesinin yanında vakıalara inerek maddi hukuka ilişkin denetim de yapılmaktadır.

 

HMK md.357 İstinafta Yapılamayacak İşlemler

 

• Karşı dava açılamaz.

• Davaya müdahale talebinde bulunulamaz.

• Davanın ıslahı istenemez.

• HMK md. 116/1 saklı kalmak üzere davaların birleştirilmesi talep edilemez.

• Resen dikkate alınacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenmez, yeni delillere dayanılamaz.

• Bölge Adliye Mahkemeleri için yetki sözleşmesi yapılamaz.

 

İstinaf Yargılamasında Karar

 

 İstinaf yargılaması yürütülürken de ara ve nihai kararlar verilir. Aksine bir hüküm bulunmadıkça ilk derece mahkemesinde geçerli olan yargılama usulü istinaf için de geçerlidir.

 

İstinafta verilen kararlar temyiz kararları gibi onama veya bozma gibi nitelendirilemez. Zira istinafta, temyizden farklı olarak, yeniden yargılama yapılıp yeni bir karar verilmesi söz olabilir. Bundan dolayı istinaf kararlarını bu şekilde kategorize etmek doğru olmayacaktır.

 

İstinaf yargılaması sonucunda verilen kararlar ilk derece mahkemesi ile de ayniyet göstermemektedir. Kendine özgü bir kurum olarak kararları da özellik arz etmektedir.

 

İstinaf süresinin geçirilmesi, verilen kararın istinafa gidilemeyecek bir karar olması ya da talep sahibinin böyle bir talep hakkının olmaması ret sebepleridir. Talep reddedilmediği takdirde istinaf incelemesi başlayacak ve yeni bir karar, hüküm doğacaktır.

 

İstinaf başvurusu haklı ise yani reddedilmeyerek incelenmeye başlanılmışsa;

 

• İlk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak, gönderme kararı verilebilir. Burada dosya aynı mahkemeye geri gönderilebileceği gibi başka bir ilk derece mahkemesine de gönderilebilir. Burada usuli işlemler söz konusudur, istinaf mahkemesi esasa ilişkin bir incelemede bulunmamıştır.

• İlk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak davanın kısmen ya da tamamen kabulüne karar verilebilir. İstinaf mahkemesi işin esasına girerek bir karar tayin etmiştir.

• İlk derece mahkemesinin kararını kaldırarak davanın reddine karar verilmesi halinde ise ilk derece mahkemesinin kısmen veya tamamen kabul ettiği bir dava söz konusudur ve Bölge Adliye Mahkemesi bunu haksız bulmaktadır.

• İlk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak düzeltilmesi kararında ise istinaf başvurusu isabetli bulunmuştur fakat ilk derece mahkemesi kararının tamamen kaldırılması ihtiyaç değildir, karar üzerinde düzeltme yapılacaktır.

 

İstinaf Kararına Karşı Temyize Başvurmak Mümkündür.

 

Fakat her istinaf kararı için temyize başvurulamamaktadır. İstinafın temyiz önündeki süzgeç vazifesinde olmasının bir görünümü de budur.

 

Temyize başvuru süresi ise istinaf mahkemesinin verdiği kararın taraflara tebliğ veya tefhim edilmesinden itibaren işlemeye başlar ve bu süre ise bir aydır. Süre dışında dava bedeli gibi başka şartlar da aranmaktadır.

 

Şu hallerde İstinaf Mahkemesinin kararı temyiz başvurusuna konu teşkil etmeyecektir:

 

• Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar (HMK 362/1-a)

• Sulh Hukuk Mahkemesi’nin görev alanına giren davalara ilişkin kararlar(HMK 362/1-b)

• Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararlar. (HMK 362/1-c)

• Çekişmesiz yargı işlerine ilişkin verilen kararlar (HMK 362/1-ç)

• Soybağına ilişkin sonuçlar doğuran davalar hariç olmak üzere, nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarla ilgili kararlar (HMK 362/1-d)

• Yargı çevresi içindeki ilk derece mahkemeleri hâkimlerinin davayı görmeye hukuki veya fiilî engellerinin çıkması hâlinde, davanın o yargı çevresi içindeki başka bir mahkemeye nakline ilişkin kararlar (HMK 362/1-e)

• Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar. (HMK 362/1-f)

• İcra ve İflas Kanunu uygulaması ile ilgili dava ve işlerle ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerince verilen ve miktar veya değeri 40.000 TL’yi geçmeyen kararlara karşı temyiz başvurusu yapılamaz (İcra İflas K. md.364/1).

• İş mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlerle ilgili istinaf kanun yoluna gidilmesi üzerine; bölge adliye mahkemesi tarafından hakkında nihai karar verilen “miktar veya değeri 40.000 TL’yi geçmeyen davalar” aleyhine temyiz başvurusu yapılmaz (İş Mahkemeleri Kanunu md.8/3). (İş mahkemesinin görev alanına giren “para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararlar” ile miktar ve değeri 40.000 TL’yi geçen davalar hakkında bölge adliye mahkemesinin son kararlarına karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz kanun yoluna başvurulabilir.)

 

Sonuç olarak; İstinaf Mahkemesi yargı sistemimize ilk derece mahkemelerinin verdiği kararların daha sıkı denetiminin sağlanması ve temyiz mahkemelerinin iş yükünü hafifletmesi amacıyla tekrar dahil olmuştur.

Yazar

Av. Ali ÇİTİL

Kurucu Ortak

+90 212 909 19 52-101

Bu Yazıyı Paylaşın :

A: Büyükdere Cad.  Bentek Plaza No: 47 / 41-42-43-44  Şişli, İstanbul          P:           T: +90 212 909 19 52