Form gönderiliyor...

Sunucu bir hatayla karşılaştı.

Form alındı.

HABER BÜLTENİ ÜYELİĞİ 

Eklenme Tarihi : 25 Ağustos  2017

Bu Yazıyı Paylaşın :

MALPRAKTİS

 

YazarAv. Ali ÇİTİLKurucu Ortakali@citil.av.tr+90 212 909 19 52-101Malpraktis(Malpractice) "bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeni ile bir hastanın zarar görmesi, hekimliğin kötü uygulanmasıdır" (Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları, md.13). Dünya Tabipler Birliğine göre de, malpraktis "hekimin tedavi sırasında standart, güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavisini vermemesiyle oluşan hasardır".

 

Her tıbbı müdahale  belli ölçüde hasta üzerinde risk oluşturur. Bu nedenle tıbbi uygulama sonucunda çıkabilecek her sorun malpraktis davası açılmasına neden olmaz .Örneğin tedavi sonrasında hastalığın artmasına ya da yeni bir hastalığın ortaya çıkmasına hasta kendi kusuru ve ihmali davranışı ile neden oldu ise burada doktorun veya hastanenin malpraktis davası ile sorumluluğuna gidilmesi hukuki bir netice doğurmayacaktır. Doktorun gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış (garantörlük durumuna aykırılık )olması ve hekimlik uygulamasında hatasının var olması sonucu malpraktis davanın açılması söz konusu olur  . Ayrıca doktorun kusurlu hareketi yüzünden hastada bir  zarar meydana gelmelidir.

 

Meslek alanı içinde doktorlar ,en hafif kusurunun neden olduğu zarardan dahi sorumludur. Bu nedenle doktor hastanın veya yakınlarının açtığı tazminat davası nedeniyle tazminat ödemek zorunda kalabileceği gibi eylemlerinin suç oluşturması halinde cezai sorumluluğu da doğabilir. Hasta zararın varlığını, hekimin kusurunu ve kusurla zarar arasında illiyet bağı olduğunu ispat ettiği takdirde maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilecektir. Doktorların malpraktisten doğan cezai sorumlulukları da hastane türlerine göre değişmektedir. Özel hastaneden çalışan doktorun cezai sorumluluğuna gidebilmek için  Cumhuriyet Savcılığına şikayet ve ihbarda bulunulması gerekirken , devlet hastanesinde çalışan  doktorun cezai sorumluluğuna gitmek için önce amirinin idari soruşturma izni gerekmektedir .Bu izin ile adli soruşturma başlatılmaktadır.

 

Son yıllarda değişen mevzuatlar doğrultusunda doktorlara karşı açılan maddi ve manevi tazminat dava sayısında ciddi bir artış vardır, veriler de bunu doğruluyor ki dava sayısı ve ödenen tazminat miktarı gittikçe artmaktadır. 2010 yılında uygulamaya giren  Tıbbi Kötü Uygulama Sorumluluk Sigortası ile 150 bin hekimin tamamı, hastalarına verecekleri zararlara karşı sigortalandı. Sigortacılar bugüne kadar mağdur hastalara 6.5 milyon TL tazminat öderken, doktor hatalarından dolayı açılan davaların sayısı 200 bine ulaştı.

 

Açılacak tazminat davalarında  cezai sorumluluk da olduğu gibi  hastanenin türü önemli rol oynamaktadır . Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları ancak hastanenin bağlı olduğu idare yani devlet aleyhine açılabilir. İdare, kamu görevlisi doktorların "hizmet kusuru"ndan kaynaklanan zararlarını tazmin etmekle yükümlüdür. Devlet kusuru oranında kamu görevlisi  olarak çalıştırdığı doktora rücu edebilir.Ancak, devlet memuru olan doktorun " kamu görevinden ayrılabilir" kişisel kusuru bulunuyorsa, tazminat davası doğrudan doktor aleyhine açılabilir. Özel Hastanelerde ise  "Hata doktorun, sorumluluğum yok." savunması geçersizdir   Hasta, sadece doktor hatası nedeniyle zarar uğrasa da doktoru çalıştıran özel hastane adam çalıştıran ve işleten sıfatıyla doktor ile birlikte zarardan sorumludur. Tazminat davası, doktor ve özel hastane aleyhine açılmalıdır.

 

Yargıtaya göre de, özel hastane işleteni, öncelikle tacir sıfatıyla basiretli bir tacir gibi davranması koşulunun  yanında, yaptığı hizmetin yaşama hakkını yakından ilgilendiren kamusal nitelik taşıyan sağlık hizmeti olması nedeniyle de hastanın ve özel durumlarda yakınlarının zarar görmemesi için gerekli olan dikkat  ve özeni göstermek durumundadır. Dava açılma süresinde ise doktor ile hasta arasındaki vekalet sözleşmesine dayalı ilişkiden ötürü 5 yıllık zaman aşımına tabidir. (BK M.126/4). Zararın varlığının öğrenildiği tarihte davacının dava açma hakkı doğar ve zamanaşımı da işlemeye başlar.Bu zaman aralığında hastanın dava  açması gerekir.

 

Sonuç olarak hekim hatası olarak geçen malpraktis davaları  hastanın yaşam hakkını korumaya yönelik açılan bir davadır .Doktorların meslekleri ve yaşam tecrübelerine dayalı olarak sahip olması gereken dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak yaptığı uygulamalara karşı hastaların da tazminat davası açmaları en tabii yol olacaktır.

 

Av. Ali ÇİTİL & Stajyer Miray ERDEMİR

Yazar

Av. Ali ÇİTİL

Kurucu Ortak

+90 212 909 19 52-101

Bu Yazıyı Paylaşın :

A: Büyükdere Cad.  Bentek Plaza No: 47 / 41-42-43-44  Şişli, İstanbul          P:           T: +90 212 909 19 52