Başkaca bir ülkenin vatandaşlığına sahip olsalar dahi uyruğu Suriye olan kişilerin Türkiye’de taşınmaz mal edinmesi mümkün değildir.

Suriye’de yaşanan iç savaş sebebiyle ülkemize büyük kitleler halinde göç eden Suriyelilerin, Türkiye Cumhuriyetinde taşınmaz mal edinimleri konusu gündeme gelmiştir. 

Türkiye-Suriye emlak sorunları yaklaşık 90 yıl öncesine dayanmakla birlikte mütekabiliyet ilkesi gereği bazı kanunlar ve yönetmelikler çıkarılmış, çeşitli yargı kararları ortaya çıkmıştır.

Öncelikle bahsedilmesi gereken husus mütekabiliyet ilkesidir. Mütekabiliyet, karşılıklı olma durumu anlamına gelir. Devletlerarası ilişkilerde maruz kalınan davranışa aynı şekilde karşılık verme prensibini tanımlar. Kısasa kısas ilkesi de denebilir.

Geçmişte Suriye’de yürürlükteki arazi rejimine nazaran, hak sahibine arazisi üzerinde esas itibariyle, “Mülkiyet Hakkı” değil de, bir nevi “Tasarruf Hakkı” tanınmakta ve bu hak, mal sahibinin tasarrufundaki araziyi yasada öngörülen sürede kullanmaması halinde düşmektedir. Suriye’de 1958 yılında kabul edilen Toprak Reformu da mülkiyet hakkı üzerinde ciddi kısıtlamalar getirmiştir. Aynı zamanda Suriye miras hukukuna göre yabancı uyruklu şahıslar miras yolu ile taşınmaz mal edinememektedirler. Bu sebeplerden ötürü Türk vatandaşları Suriye’de mülkiyet haklarını kullanamamış ve ciddi hak kayıpları yaşamışlardır.

Türk vatandaşlarının Suriye’de yaşadıkları hak kayıplarına karşı mütekabiliyet ilkesi gereğince Suriye uyruklu bütün özel ve tüzel kişilerin, Türkiye’de bulunan taşınmaz ve taşınır – zati ve ev eşyası hariç malları ile bütün hak ve menfaatlerine 28/5/1927 gün ve 1062 sayılı Kanun hükümleri gereğince Hazinece el konulmuştur. Suriye uyruklularının yeni taşınmaz edinimi de yasaklanmıştır. Getirilen bu düzenlemeyle, düzenlemeden önce Suriyelilerin Türkiye’de edindikleri taşınmaz malların tapu sicillerine uygulamada ‘’1062 Şerhi’’ adı verilen şerh konulmuştur. Bu şerh gereğince Suriyelilerin Türkiye’deki gayrimenkulleri üzerindeki tasarruf yetkisi tamamen Milli Emlak Genel Müdürlüğünce kullanılmaya başlanmıştır. 

Burada dikkat edilmesi gereken noktalardan biri, bu kısıtlamalara tabi kişilerin Suriye uyruklu olması gerektiğidir. Başkaca bir ülkenin vatandaşlığına sahip olsalar dahi uyruğu Suriye olan kişilerin Türkiye’de taşınmaz mal edinmesi mümkün değildir. Hatta Suriye uyruklu kişinin sonradan Türk vatandaşlığı kazanması dahi bu durumu değiştirmemektedir.

İki Ülke arasındaki emlâk sorunlarının çözümlenmesi için defalarca bir araya gelinmiş her iki taraf arasında değerlendirme toplantıları yapılmış, bir takım sözleşme ve protokoller imzalanmış ve bu Sözleşme ve Protokol çerçevesinde Türkiye-Suriye Emlak Komisyonu kurulmuştur. Suriye ile yapılacak ikili görüşmeler sonucunda konunun çözümüne yönelik mutabakat unsurları tespit edilerek bir anlaşmaya varılması amaçlanmıştır. Ancak Suriye’deki mevcut siyasi çalkantılar ve devam eden iç savaşın etkisiyle, Türkiye-Suriye arasındaki emlak sorunlarına şu ana kadar kalıcı bir çözüm getirilememiştir.

03.10.2018 tarihinde İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne yazılan 34050625¬127¬E.119300 sayılı yazının ‘’Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşlarının Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde taşınmaz edinmeleri yönündeki sınırlamaların kaldırılması için çalışmaların yapılması hususlarını bilgilerinize arz ederim.’’ şeklindeki 5. maddesi bu konuda önemli gelişmelerin yaşanacağının sinyallerini bizlere vermektedir.

Contact us for your advocating and legal consultancy requests.

Share: