Türk Hukukunda Nişanlılık İlişkisi

Nişan Nedir?

Nişanlılık ilişkisi, toplumumuzda evlilik öncesi bir merasim ile tarafların evlenme yönündeki iradelerinin yakınlara duyurulması olarak algılanmaktadır. Türk Dil Kurumu sözlüğündeki “nişan” tanımına baktığımızda ise, “nişanlanma sırasında yapılan tören, evlenmek üzere birbirine söz verme” şeklinde iki ayrı tanım yapılmaktadır. Toplumdaki algı ile Türk Dil Kurumunun yapmış olduğu tanım paralellik göstermektedir.

 

Nişanlılık ne anlama geliyor? 

Türk Hukukunda, nişanlılık ilişkisinin tanımı Medeni Kanun’un 118. maddesinde yapılmıştır. Kanun hükmüne göre: “Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur.” Kanun, nişanlanma ilişkisinin kurulabilmesi için, tarafların birbirlerine evlenme vaadinde bulunmalarını yeterli görmüştür. Herhangi bir şekil şartı aramamıştır. Yani evlilikte olduğu gibi, tarafların irade beyanlarının, resmi makamların önünde yapılması şartına benzer bir şart öngörülmemiştir. Taraflar birbirlerine evlenmek istediklerini açıkladıkları anda ya da birbirleriyle evlenmek istediklerini eylemleriyle gösterdikleri zaman; nişanlılık ilişkisi “hukuken” kurulmuş olur. Bir ilişkinin, günlük hayatta önem arz eden (dava edilebilir) nitelikteki sonuçlarını doğurabilmesi için, o ilişkinin hukuki temelinin bulunması gerekli/yeterlidir.

Peki Yargıtay, Medeni Kanun ile aynı fikirde mi? 

Yargıtay, 2018 yılında vermiş olduğu bir kararında, nişanlılık ilişkisini, kendi görüşleri çerçevesinde tanımlamış, şu ifadelere yer vermiştir: Nişan; evlenme yaşına gelmiş kız ve erkeğin aileleri ile yakın dostları tarafından yörenin örf ve adetleri doğrultusunda evleneceklerine dair bir çeşit söz vermedir.” Yüksek yargı mercii olan Yargıtay, nişanlılık ilişkisinin kurulabilmesi için kanun tarafından aranmayan şartları kanunun hilafına aramıştır.

Yargıtay Tarafları Korumak Adına Böyle Bir Karar verebilir mi? 

Nişanlılık ilişkisi hukukçular tarafından bir aile hukuku sözleşmesi olarak nitelenmiştir. Borçlar Kanunu’na göre: “Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur.” Yani taraflar, herhangi bir ek koşul olmadan birbirlerine uygun irade beyanları ile sözleşme kurabilirler. Fakat kimi durumlarda, kamusal önemleri gereği, (evlilikte olduğu gibi) kanun koyucu şekil şartı öngörmüş olabilir. Fakat bu durum istisna, asıl olan şekil serbestliğidir. Yargıtay, sözleşmelerin serbestliği ilkesine, kanunun açık hükmüne aykırı olarak, somut olayın özellikleri gereği kendi görüşleri çerçevesinde böylesine bir istisna getiremez. Bu durum, yargı erki olan mahkemelerin kanun koyucu yerine geçerek hüküm vermesi anlamı taşıyacağından hukuk devletlerinde kabul edilebilir değildir.

Çitil Avukatlık Ortaklığı Blog sayfasında yer alan hukuk ve diğer konulardaki yazılar ilk sizin e-postanıza gelsin isterseniz Çitil Haber Bülteni’ne abone olun!  

Fazıl Baturalp ÇUBUKCU

Kaynakça:

https://www.mevzuat.gov.tr/

https://www.anayasa.gov.tr/tr/anasayfa/

https://karararama.yargitay.gov.tr/YargitayBilgiBankasiIstemciWeb/

Share: