Kürtaj, rahme yerleşmiş ceninin gebenin rızasıyla veya tıbbi bir gereklilik sonucu rahimden kazınarak alınması anlamına gelmektedir. Bu noktada gebenin rızasının, evli kadınlarda kürtaj olmak için yeterli olup olmadığını tartışmak gerekir. Uygulamada kürtaj olmak isteyen evli kadın, bu yöndeki rızasını hekime açıkladığında yeterli olmamakta, eşin rızasını/iznini açıklayan belge de talep edilmektedir.

 Kadın, kendi bedeni üzerinde söz hakkına sahip olduğuna göre bu belge olmaksızın kürtaj yaptırabilir mi?

Türk hukukunda kürtaj işleminin yapılma sebepleri ve bu sebeplere göre belirli süreler kanun ve tüzükle düzenleme altına alınmıştır. Kürtaj sebepleri; gebeliğin isteğe bağlı sonlandırılması, gebeliğin tıbbi gereklilik sonucu sonlandırılması ve gebeliğin cinsel saldırı sonucu oluşması sebebiyle sonlandırılmasıdır. 

Gebeliğin isteğe bağlı sonlandırılması için 10 haftayı geçmemiş olması gerekmektedir. 10 haftanın altındaki gebeliği sonlandırmak isteyen kadın bekar ise, sadece onun bu yöndeki rızası kürtaj için yeterli olacaktır. Evli gebe kadın için durum farklıdır. Nüfus Planlaması Hakkında Kanun (NPHK) ve Rahim Tahliyesine İlişkin Tüzük’e göre evli kadının kürtaj olabilmesi için eşinin de rızası gerekir. Bu rıza, bebeğin eş dışında bir kişiden olması halinde de eşten alınır. Eş rızası olmadan kürtaj yapan hekimin TCK’ye göre “çocuk düşürtme” suçunu işlediği gündeme gelebilir. Bu sebeple hekimler bu belge olmaksızın gebeliği sonlandırmayı kabul etmemektedir. 

Gebeliğin tıbbi gereklilik sonucu sonlandırılması her zaman mümkün olabilmektedir. Bu noktada gebeliğin kadının hayatını tehlikeye sokması / gebeliğin devamının doğacak çocuk ile onu takip edecek nesiller için ağır maluliyete neden olacak olması hallerinde eş rızasını ele almak gerekir. NPHK’nin düzenleniş tarzına bakıldığında bu hallerde eş rızasının aranmadığı, kadının kendi rızasıyla gebeliği sona erdirebileceği anlaşılmaktadır. Örneğin bebek down sendromlu ise veya doğum anne için oldukça riskli olacaksa, eş rızası aranmaksızın gebelik sonlandırılabilir. Cinsel saldırı sonucu gebe kalınması halinde gebeliğin sonlandırılması ise 20 haftaya kadar mümkündür. 

Eşin rızasının alınması uygulamasının temelinde babanın da bu kararda söz sahibi olması gerektiği düşüncesi yatar. Günümüzde bu düşünceyi sürdüren hukuk sistemi sayısı bir hayli azalmıştır. Kürtaj kararından ve gebeliğin devamından doğrudan etkilenen taraf kadındır, bu sebeple kürtaj konusunda eşler hemfikir değilse kadının kararına göre hareket edilmelidir görüşü hakim olan görüştür. Türkiye’de ise uygulama eşin rızasını almayı gerekli kılmaktadır.

Gebeliğin sonlandırılması hususunda eşlerin fikir birliğine varamaması halinde boşanma davası gündeme gelebilir. Eşinin zorlaması nedeniyle kürtaj olan kadın boşanma davasında ek olarak manevi tazminat talep edebilir. 

Çitil Avukatlık Ortaklığı Blog sayfasında yer alan hukuk ve diğer konulardaki yazılar ilk sizin e-postanıza gelsin isterseniz Çitil Haber Bülteni’ne abone olun!

Kaynakça: 

http://www.cezahukukubilinci.org/tibbi-malpraktis/

https://www.saglikhukuku.gen.tr/malpraktis/

https://www.mevzuat.gov.tr/

                                                                                                                                         DAMLA KUZU 

Paylaş: